Tuesday, July 13, 2010

şehirden insan hikayeleri





eminönündeyim küçükpazar ve etrafındaki yolculuğum devam ediyor. Havanın biraz bulutlanmasını ve yağmuru fırsat bilerek soluğu eminönü'nde alıyorum. 2 sene öncesine kadar var olan bazı hanlar yıkılmış. Ortalık bir savaş sonrasını andırıyor. Daha yeni başladığımda projeyi çekmeye Harranlılar oturuyordu bu handa 25 kişinin aynı odada konakladığını duymuştum onlardan. şimdi arkasında bıraktığı birçok anı ile bir kepçenin altında kalmış bu han. İyi ya da kötü sonunda alınteri ve eve birazcık da olsa ekmek parası göndermenin sıkıntısı vardı onların alın terinde. Yağmur yağıyor. Kendimi kuytuya atıyorum. Hemen yanımda ayakta benim gibi yağmurdan saçağa sığınmış iki kişi var. Birisinin başındaki yara dikkatimi çekiyor. Ya fazla içmekten kendini kaybetmiş düşmüş başını yere vurmuş ya da içki sofrasında kavga etmiş diye düşünürüyorum. Ama tevafuk bu ya saçağın altına girmem ve eminönü'nde yıllarını ayakkabı satarak geçirmiş bu adamla tanışmam. Herşey selam vermemle başlıyor. Ardından hikayesi geliyor. Evi terkedip kaçmış. İsmini cismini söylemiyor. Ayakkabı satıyorum burada diyor. Akşama nerede kalacağımı düşünüyorum diyip bana akşam kalmak için 5 lira versene diyor. ardın da ekliyor öğrenci misin? Öğrencilere yolun açık olduğunu bildiğimden " evet" diyorum. Tam cebimden 2 lira çıkarmışken yok öğrenci isen istemem diyor. Belki öğrenci olduğumdan belki de geriye bana 50 kuruş kaldığından almak istemiyor. Ama ısrar edince alıyor. Eyvallah diyerek ayrılıyorum yanından.

No comments: