Friday, July 16, 2010

Aytaroun 2006


Çok sıcak bir gündü. Gün içerisinde yaptığımız şeyi yapıyorduk. Hastane önünde bekliyorduk. Bir patlama veya hava saldırısı olursa ambulansı takip edip olay yerine gitmeye ve bir hikaye çıkarmaya çalışıyorduk. Bu sefer bir ambulans olmasa da Cnn in ekibini hızlı bir şekilde Kana yoluna doğru giderken gördüm. Hemen şöfürümüz Muhammed amcayı çağırdım. Peşlerine takıldık. Muhtemelen bir hikaye vardı ve oraya doğru yola koyulmuşlardı beklemekten daha iyidir diye düşünmüştüm. İstikametimiz Aytaroun u gösteriyordu. Sonradan gruba dahil olanlarla birlikte yaklaşık 10 araba olmuştuk. Cnn özel bir haber yapmayı düşünürken arkasına ne yazık ki bizi de takmak zoruda kalmıştı. Ama bir yandan bu onlar için daha avantajlıydı çünkü ne kadar fazla basın mensubu ve basın aracı olursa bombalanma riski o oranda azalacaktı. Aytaroun a ulaştığmızda arabalarımızı ilçenin girişinde bırakmak zorunda kaldık. Çünkü geçecek bir yol yoktu. Merkeze doğru harap olmuş evlerin arasında geçerken yıkılmış harap olmuş binaların aralarından çıkan yaşlılar yardım istercesine yüzümüze bakıyordu. 20 gündür aç ve susuz çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan yaklaşık 100 kişi kurtarılmayı bekliyordu. Hemen arabadaki arkadaşlarımızı arayarak su ve erzak getirmelerini istedik. Ama onların tek dileği güvenli bir yere ulaşabilmekti. kimisini sırtlayarak kimisini de arabanın içinde yer kalmadığı için bağaja koyarak o bölgeden ayrıldık. İlk önce oradaki sivillerin kurtulması için ilk konvoyla güvenli bir bölgeye gönderdik. İkinci konvoyla da kendimiz bölgeden ayrıldık. Herkes gitmiş ve biz oradan ayrılıyorken sokakta dolaşan belki de evinin yolunu bulmaya çalışan bu at dikkatimi çekti. İşte onun fotoğrafı......

No comments: