Thursday, January 25, 2007

bir yanda aşçıların ustası cafer usta bir yanımda james brown



endonezya'dan dönüşümden beri birşeyler yazmadım. Yoğun muydum, aslında pek değil üşengeçlik var üzerimde. Bu hafta yoğun geçti Hrant Dink in öldürülmesi arkasından rutin takipler işler. Tarihi bir gün diyebiliriz cenaze töreni için. Şimdiye kadar hiç bir ermeniye nasip olmamıştır böyle bir kalabalık hepbir ağızdan Hepimiz Hrant'ız hepimiz ermeniyiz sloganları. Bütün sol takımı sahiplendi bir anda. Keşke sağkende sahiplenebilselerdi. Neyse hepimiz ermeniyiz hepimiz kardeşiz diyenlerin arasında tabiki bizim müslüman kardeşlerimiz de vardı. Cinayete tamamiyle kınanması açısından katılıyorum ama keşke hepimiz hrantız diyen zihniyet güneydoğuda ölen şehitlerimizin ardından hepimiz türküz hepimiz ahmetiz veya mehmetiz diyebilse pkk yı bir gerilla olarak değil de bir terör örgütü olarak görebilse diyorum. neyse bu hafta gazetenin ilk resmi sergisi yapıldı. 60 fotograf basıldı ama bir garip vardı cıkartılması gerekti çünkü abinin başka krallıkları da varmış ( ben bilmiyordum) bahis konumuz james brown efsane, rockn roll un kralı diyebiliriz kendisi için (istanbula gelene kadar tanımıyordum desem) ibrahim abinin çektiği foto asılmadı ama madem ki baba bizim de babalara karsı saygımız sonsuz buradan müslüm babayı da söymeden edemeyeceğim. Neyse babayı garip bırakmadım ilk önce aşçıların kralı cafer ustaya takdim ettim kendilerini kim bu dedi abi senin gibi bu adamında krallğı var dedim sen aşçıların kralısın bu adam hem müziğin hem de..................... kralı deyince kahkahayı bastı. Şimdi baba bizim evde çöpten bulduğumuz koltuğun üzerinde oturuyor. Evimize bereket getirmesi dileği ile üçüncü bir kişi arıyorduk masrafları paylaşmak için galiba bulduk.

Tuesday, January 02, 2007

go back home



jakarta, singapur, colombo ve aktarmadaki noktam dubai. Sabah saat 5.45 te dubai ye iniş yaptık. Captain is talking now about to land dubai international airlines sözüyle kafayı kaldırdım. Emirates'e bilet aldıkların duyduğumda açıkçası sevinmiştim ama tam bir zulüme dönüştü. Dolmuş gibi her noktada durduk. indiler bindiler indiler bindiler bir ben inemedim. şimdi saat 10 civarı yerde halıların üzerine serdiğim emirates battaniyesine uzanıp, cantamı kafamın altına aldım yaklaşık 2 saat uyumuşum. Geceleyin de hindistanlı bir cift bi türlü uyutmadı adam devamlı kadını mıncıklayıp durdu. Bir çeşit oynaşma diyebiliriz. şimdi hemen yanımda bir isveçli var internetten mailime bakabilirmiyim diyor. sağolsun bana ekstra battaniye verdi. Airpork kardeşliği buna denir. tsunaminin ardından bölge hızla kendine gelmiş açıkçası buna sevindim. Endonlar çok sakin adamlar bu kadar hızlı bir gelişmeyi beklemiyordum. Yeni yeni küçük evler yapmışlar. Kaldığım evi sormayın, bir kanepenin üzerinde konakladım sıcaklık 25 derece terliyorum banyo leş gibi ve fareler de cabası. Seyahatimi genelde oceh denen 3 tekerlekli motosikletle yaptım hem ucuz hem ferah. 2 yıl sonra kurban bayramında nasip jakarta da olmakmış. Yılbaşı akşamı tropik meyve yiyip avustralia dan singapur dan filipinlerden gelen misafirlerle sohbet etmek varmış. nahtwacy abimizin gittiği yere de gittim banliyö mahallesi bence fena olmadı 2 gün takıldım. Abiler acayip şaşırdılar. ya biz 9 10 senedir buradayız gitmedik ne zaman gittin kimle gittin dediler. ya siz bu gazetecilerden korkulur diyorlar. otobüs, tren taksi birşeylere binerek gittim işte. Hatta ikinci gününde avustralia dan gelen fatih i de götürdüm çocuk çöpün içine girdi ama akşam bana teşekkür etti. Abi endonezyada geçirdiğim en güzel gündü. Gariptir ki insanlar yemek yiyecek bulamıyor ama suratlarındaki tebüssüm hiç eksik olmuyor. Her küçük baradaka sati vardı. Bir çeşit yemek. bizim çöp şiş misali çöpte yaktıkları ateşin üzerinde kurban bayramı nedeniyle dağıtılan etlerden nasipleniyorlardı.

(dağları, hint okyanusunu, singapuru, acehi , jarkatayı, colomboyu, dubaiyi aştım geliyorum. Kısaca Özledim,)